
|
|
|
|
|
Torul bölgesin de yaşayan Kabasitesler1461’de
Osmanlı hakimiyetini kabul edenler arasındaydılar.
Defterlerde Kavazid’in Gümüşhane-Torul bölgesindeki köylüleri zorla alıp gittiği
tarih konusunda her hangi bir açıklama bulunmuyor. Fakat bu kaydın işaret ettiği
olayın, Osmanlı kroniklerin de bahsi geçen ve 1479’da Amasya’dan Torul bölgesine
sevk edilen Osmanlı kuvvetleri ile kontrol altına alınan olaylarla aynı olduğunu
söylemekte haklı olduğumuzu gösteren başka kayıtlar da vardır.
1479’dakibu
olayla karıştırılabilecek bir başka olay, Uzun Hasan’ın hanımı ve Trabzon’lu bir
prenses olan Thedora Kommen’ın (Despina Hatun) desteği ile Trabzon Kralı David
Komnen’in bir yeğeninin Trabzon topraklarına 1472 yılında yapmış olduğu
başarısız saldırıdır. Fetihten sonra Osmanlı’ya tabi olup Trabzon bölgesindeki
topraklarını ellerinde bulunduran Trabzon Rum Krallığının askeri sınıfının eski
mensuplarından bazıları dabu saldırıya destek vermişlerdi.Bu olay bertaraf
edildikten sonra destek verenlerin mülklerine el konulmuş ve bu el koymaya sebep
olarak defterlerde“hayin olmuştur”
şeklinde açıklama yapılmıştır.
Defterlerde “ hayin olmuştur”
şeklindeki açıklamaların 1472 yılında Uzun Hasan’ın da desteklediği saldırı
esnasında yaşanan olaylara işaret ettiğini düşünmemizin nedeni ise BOAMM 828’in
380. sayfasında yer alan .”Mülk-i Kavazid ki hayin olup Uzun Hasan’a gitmiştir
hariç ez defter.” şeklindeki kayıttır. Rize nahiyesine bağlı Çikara köyündeki bu
mülkün sahibi de Kavazit/Kabasites ailesinin mensuplarından biri idi. Fakat Uzun
Hasan 1473 yılında Otlukbeli savaşından sonra Azarbeycan taraflarına
çekilip,1478 yılında Tebriz’de öldüğüne göre bu kayıt 1479 yılındaki olaydan
farklı bir olaya 1472 yılındaki olaya işaret etmektedir.
1515-16 tarihli TT 52’de Torul’a
bağlı Coloşana köyüne ait kayıtlar arasında Padişah emri ile el konulmuş , her
birinin 50’şer akçelik gelirleri olan toplam 11 adet çayırlığın sahibi olarak
zikredilen Kavazidoğlu ,Trabzon Rum Krallığı döneminde bölgenin hakimi olan ve o
dönem Torul’un merkezi durumunda olan Coloşana köyünde önemli mülkleri bulunan
Kavazid /Kabasites ailesinin mensubuydu. Mülklerine el konulmasının nedeni ise
1479 yılındaki olayda oynamış olduğu roldür.
BOAMM 828’deTorul ile ilgili bazı kayıtlar “hariç ez defter’ (56)kaydı ile
verilmektedir.Kayıtlarda‘der kenar’ olarak bulunan bu ifade söz konusu kaydın bu
deftere kaynak olan bir önceki defterde olmadığına işaret etmektedir. Şu anda
elimizde olmayan bu defterin tarihinin 1479’dan önce olduğu şüphesizdir. Ayrıca
Torul bölgesinde ‘istimaletle gelip timara tasarruf eden ve Torul’un eski
Hıristiyanlarından olduğu belirtilen bazı sipahilerin daha önce Trabzon
nahiyesinde de timarlar'ının bulunması Torul’un 1461 tarihinden itibaren Osmanlı
hakimiyetinde olduğunu göstermektedir.Bütün bunların bir değerlendirmesi olarak
Torul’un 1461’de Osmanlı idaresine geçtiğini ve gerek stratejik durumu, gerekse
Uzun Hasan’ın Trabzon Rumları ile olan bağlarından dolayı yaşanan 1472 olayları
ve 1479 tarihinde yaşanan olay nedeni ile bölgedeki Osmanlı idaresinin
sarsıntılar geçirdiğini söyleyebiliriz.
Gümüşhane nin Torul
kazası, Rus ve Ermeni hareketlerinden dolayı en çok zarar gören yerlerden
biridir. Müdafası fevkalade kolay olmasına rağmen müdafaa edilmemiş ve önce Rus,
sonra da Ermeni hareketinin yoğunlaştığı yer olmuştur.Gümüşhane ve diğer
yerlerdeki ermeni hareketlerinin çoğunlukla yol üzerindeki merkezlerde
yoğunlaşmasını söylemiştik. Mamahatun ve Erzincan hariç tutulur ise, Torul bu
sebepten dolayı en çok zarar görmüş yerlerden biri durumundadır.Buna rağmen
belgelerle anlatabileceğimiz hadiseler azdır; ancak yine de Ermeni katliamını
gösterebilecek durumdadır:Ermeniler’in, ahali-i mazlumeye karşı reva gördüğü
zulmü tarihin asla kaydetmediğinden bahseden Ferik Vehip Mehmet ve Ömer Lütfü
(III.Ordu kurmay başkanı ve Osmanlı-Rus Mütareke umum heyetinden Osmanlı heyeti
başkanı) imzalı bir şifre telgrafta:II,IV,V,VI. ve VII. Ordulara, birçok yerin
olduğu gibi; Pirahmet, Torul ve Gümüşhane’nin de birer sahne-i katliam olduğunu
haber veriyordu.
Osmanlı kumandanının Rus Kafkas Ordusu
kumandanı General Odişelidze’ye gönderdiği bir yazıda,”Ardasa’nın üç kilometre
cebun-i garbisindeki Kusku İslam karyesi 30 kişilik bir Ermeni çetesi tarafından
basılarak İslam kadınlarına . . . ve karyenin ihrak olduğunun anlaşıldığı haber
veriliyor idi. Osmanlı kuamandanlarının Rus generallerine gönderilmek üzere
topladığı ve Suşehri’nden yolladığı 29.1.34(1918) tarihli telgrafta şöyle
deniyor idi: “Elli kişilik bir ermeni çetesinin Ardasa’yı basarak kasabayı yağma
ve çarşıyı ihrak (yakmak) eyledikleri istihbar edilmiştir. Haberin devamında
ise, kesinliğinden emin olunan mezalimin anlatıldığı, duyulup da emin
olunamayanlarından sarf-ı nazar edildiği belirtiliyor idi.
Statios oğlu Yako’nun mektubunda
belirttiği gibi, Zağna (Zigana) Köyü muhtarının evi onbeş kadar Rus ve Ermeni
askeri tarafından basılarak, kızı ve karısı dağa kaldırılmış ve . . .
edilmiştir. Bu durumda Ruslar’ın Ermeniler ile beraber halka zülüm yaptığı da
açıklıkla söylenebilir.17 Nisan 20 Mayıs tarihleri arasında tarihleri arasında
Ermeni harekatını incelemek üzere bölgeye gelen heyet içindeki tarihçi Ahmet
Refik, Torul’u şöyle tarif ediyor: “ Ardasa’ya geldiğimiz zaman harabeden başka
bir şey görülmüyordu…Ruslar’ın tahribatından, Ermenilerin mezaliminden kalbe
Camiinin içi, mezarlık kamlien perişan. Camii ile medrese ahıra tahvil edilmiş.
Mezarlığın bir kısmına kahvehane yapılmış. Sokaklar fişek kovanlarıyla
dolu…Ruslar ‘ın çekilmesiyle Erzincan-Gümüşhane-Trabzon hattını işgal eden
Osmanlı ordusu içinde 11. Tümenden347. Albay büyük kısmıyla Pirahmet ve Tekke’de
ve bir taburu ise Ardasa ve Gümüşhane’de kalacak; Ovuk Gediği, Kazmacı Hanı,
Azerya Hanları, Zigana kordonu hattını ileri kıt’alarıyla güvenliğini sağlayacak
idi. Daha evvel Trabzon’dan Erzurum’a Araklı-Yağmurdere,
Bayburt üzerinden (yaylalar yolu denir) gidiliyor idi. İkinci bir tercih olarak
Karaçukur-Torul-Gümüşhane yolu kullanılıyordu.
TORUL :
Bizans Devrinde “Ardasa” adını
taşıyordu . “Kastel Tepesi” denilen yerde bir gözetleme yerinin kalıntıları hala
durmaktadır. Trabzon Komnenosları tarafından kullanılmıştır. Lynch ve Cumont bu
kaleyi görerek, Ortaçağdan kalabileceğini yazmışlardır. Cumont, at nalı şeklinde
olan ve dereye hakim bu kale karşısında duyduğu hayranlığı dile getirmiştir.
1478‘de Fatih Sultan Mehmet’ce alınmıştır.Büyük Çit Deresi Vadisi’nde bir tepe
üstünde yer alan ve Meryem adına yapılan PANAGHİA MANASTIR KİLİSESİ, 890-900
yıllarında tarihlendirilir. Gümüşhane’de bulunan 7 büyük manastırdan biriydi.
Mezopotomya ve Anadolu’daki zengin maden yataklarından geliri vardı. Trabzon
Komnenosları zamanında ve 19.yüzyılda büyük onarım geçirmiştir.Bu bölgede yunan
haçı planında tek eserdir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|